Prof. Dr. Hacı Duran https://haciduran.com Olayların Sosyolojisi Sun, 19 Apr 2026 22:09:33 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=7.1.4 https://haciduran.com/wp-content/uploads/2016/07/cropped-image-9-scaled-1-32x32.jpeg Prof. Dr. Hacı Duran https://haciduran.com 32 32 Eğitim ve İntihar https://haciduran.com/egitim-ve-intihar/ Sun, 19 Apr 2026 22:09:33 +0000 https://haciduran.com/?p=1862 Read More »]]>

Gaziantep Üniversitesi Adıyaman Eğitim Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Hacı Duran, Adıyaman’da dersleri kötü olan ve sınavı kazanamayacağını düşünerek intihara kadar giden öğrencilerin durumundan haraket ederek, üniversiteye hazırlanma ve eğitimdeki sorunları yorumluyor.

Eğitimi olumsuz bir kavramla yani intihar kavramı ile birlikte ele almak mevcut bilimsel paradigmaya ve genel anlayışa göre doğru değil. Ancak, geçen Şubat ayında, “Anladım ki artık yaşamayacağım. Derslerim çok kötü ve sınavı kazanamayacağım… sizden son isteğim beni mezarımda rahat bırakmanız. Hepinizi çok seviyorum. Beni affedin” yazılı notu bırakarak intihar eden Adıyaman Fevzi Çakmak Lisesi öğrencisi, Abdurrahman Taştan’ın durumu, sorunun ciddiyetini ortaya koymaktadır. 

Adıyaman’da yine bu yıl iki kız öğrencimiz “sınavım kötü geçti” diyerek intihar teşebbüsünde bulunmuştur. Taştan’ın ve iki kız öğrencimizin teşebbüslerini onların kişiliğine bağlamak yanlıştır. Çünkü intihar girişimleri sosyal, kültürel, ekonomik ve çevresel şartlarla ilgili olabilir. 

Sadece Adıyaman değil

Bunlar sadece resmi sağlık ve güvenlik kuruluşlarına yansıyan vakıalardan birkaç tanesi. Adıyaman’da sınavlara hazırlanma sürecinde gençlerin ve çocukların karşı karşıya kaldıkları bunalımlar halk arasında çok sık konuşuluyor. 

Adıyaman’ı anlatıyorum ama bu sorunun sadece Adıyaman’ı ilgilendirdiğini düşünmüyorum. 

Sorunu, Adıyaman’ın sosyal yapısında meydana gelen değişmelerde; eğitimin geleneksel okul eğitimi imajından ayrılmasında ve disiplini, düzeni, hiyerarşiyi, eşitlemeyi, belli kalıplarla düşünmeyi prensip haline getiren eğitim anlayışında aramak lazım. 

Adıyaman’ın sosyal yapısında son yıllarda önemli değişmeler oldu. Köyden şehire göç, geleneksel geçinme yollarının kapanması ve şehir ortamına ait istihdam imkanlarının, geçinmenin tek umudu haline gelmesi bu değişmenin başlıcaları. 

Değişen sosyal yapı

Bu değişimler çok kısa bir sürede gerçekleşti. Şehir ortamına ait istihdam ve geçinme imkanlarına kavuşmanın biricik yolu ise üniversitede okumak olarak algılanmakta. 

Bu yüzden aileler, cazibesi gittikçe azalan tütünden ve benzeri tarım işlerinden elde ettikleri cüzi gelirleri çocuklarının üniversiteye hazırlanma eğitimine ayırmakta. 

Ailenin sosyal statüsü

“Ben dilenerek çocuklarımın dershane parasını karşılarım; yeter ki çocuklarım çalışsın, üniversiteye girmeye hak kazansın” diyen öğrenci velilerinin sayısı çok fazladır. 

Aileler toplumsal statülerini ve gelecekteki konumlarını geleneksel değerlere ve arazilerine değil çocuklarının üniversiteye girebilmesine bağlıyorlar. 

Çocuklar ailenin gelecekteki ekonomik varlığının ve sosyal statüsünün nesneleri olarak güdülenmektedir.

Daha önce tohum alımı, tarla bakımı ve sulama işlemleri için borçlanan aileler şimdi çocuklarını üniversiteye hazırlayan kurslar için borçlanıyorlar. Bu durum çocukların geleceğini ekonomik bir metaya dönüştürüyor.

Eğitimin insan doğasına aykırı bir değer haline gelmiş olmasının sendromunu yaşıyoruz. Üniversiteye hazırlanma sürecinde gençlerimizde ortaya çıkan sağlık sorunlarının ve intihar sendromlarının arka planında eğitimin ekonomik bir araca dönüşmüş olmasını görmek lazım.

Okulda elde edilecek statülerin her halükarda gelecekte ekonomik, siyasi ve sosyal imkanları beraberinde getireceği varsayılıyor. Bundan dolayı okul eğitimine duyulan talep her gün daha çok artıyor. 

Bu amaçla üniversiteye hazırlık dershanelerine, özel okullara ve özel ders veren hocalara çocuklarını gönderiyorlar. Sonuçta her gün daha çok insan ekonomik varlıkları ile birlikte okul eğitimi sektörüne doğrudan ve dolaylı olarak katılıyor.

Disiplin ve hiyerarşi

Disiplinin, hiyerarşinin ve sunulana bağlı kalmanın hakim olduğu bir ortamda yaratıcı düşüncenin, hayatı bireye özgü kavramlarla algılamanın ve farklı yaşam biçimlerinin olabilmesi mümkün değildir. 

Halbuki bunlar insanları hayata bağlayan en önemli değerler. 

Okul eğitimi uygulamaları insanları hayata bağlayan bu değerleri, tatbik ettiği hiyerarşik yapı, elemeye dayalı sınav sistemi ve uygulamaya çalıştığı disipliner düşünme biçimleri ile köreltmektedir. 

Bundan dolayı elemelerde başarılı olamayan öğrenciler farklı yaşam alanlarını keşfedemiyorlar; azap çekiyorlar. 

Sonuçta bir dizi intihar, intihara teşebbüs ve ruhsal davranış bozuklukları ortaya çıkıyor.

Taştan’ın intiharı sadece onun ailesini, onun okuduğu okulu ilgilendiren ve onları üzüntüye sevk eden bir olay değildir. 

Bu süreci yaşayan bütün annelerin, babaların, öğretmenlerin, okulların ve ülkemizin sorunudur

Milliyet Gazetesi 07.09.2000 

https://www.milliyet.com.tr/the-others/egitim-ve-intihar-5306515#

]]>
Türkiye’de Dini Gruplarda Himayecilik/Mandacılık Eğilimleri https://haciduran.com/turkiyede-dini-gruplarda-himayecilik-mandacilik-egilimleri/ Fri, 27 Mar 2026 10:04:02 +0000 https://haciduran.com/?p=1853 Read More »]]> PDF içeriğine geç

Son zamanlarda Türkiye’de ABD/İsrail-İran kontrollü teknolojik savaşın gölgesinde, mezhep, cemaat ve tarikat tartışmaları yeniden alevlendi. Sünnilik ve Şiilik tartışmaları kışkırtıcı kavramlar ve görsellerle savaş taraftarlığını pekiştirecek tarzda gündeme getirildi. Bu kışkırtıcı ve fanatik/bağnaz dini söylemler, İsrail/Amerikan taraftarlığı ve İran/Şii taraftarlığı konumlarını meşrulaştırma süreçlerini canlandırdı. Böylece, yeni oluşturulan uydurma fikirler;  Sünnilik ve Şiilik gibi imajlarla kitlesel ve politik alanlara taşınıyor. İnsanların milli ve vatansever duyguları, uydurulan ve görselleştirilen melez mezhep imajları ile yönetiliyor. Amerikan/İsrail veya İran/Şiilik gibi güçlerin çıkarlarına göre manipüle ediliyor. Bu makale 2003 yılında yayınlandı. O dönemde ABD’nin Irak’ın işgali süreci işliyordu. Bazı dini gruplar, açıkça ABD’nin Irak’taki işgalini  Türk Kurtuluş Savaşı yıllarındaki mandacılar gibi meşru görüyorlardı. Bu örnek olayı temel alarak bu çalışma yapılmıştı; makale yayınlanmıştı. Bu günlerde Sünnilik ve Şiilik adına kurgulanan karşıt mandacı grupları ve bunların basındaki aktörlerini tanımak için bu makalenin yeniden okunmasında yarar var.

]]>
İSLAM DÜNYASINDA İDEOLOJİLER, ETNİK AİDİYETLER VE TERÖR https://haciduran.com/islam-dunyasinda-ideolojiler-etnik-aidiyetler-ve-teror/ Sat, 04 Oct 2025 21:39:17 +0000 https://haciduran.com/?p=1843 Read More »]]> İslam dünyası uzun yıllardır, bir iç savaş girdabına girmiştir. Bu makale 2015 yılında yayınlandı. Arap baharının başladığı  2011 yılından itibaren, başta Irak, Suriye, Mısır, Libya ve Tunus olmak üzere yaşanan çatışmaları bizzat yerinde gözledim. Çatışan tarafların düşünceleri, örgüt yapıları, sosyal tabanları ve emperyalist destekçileri tek tek araştırıldı. Bu makale araştırmadan elde edilen bulgulara dayanılarak yazıldı. Konu bugün hala önemini korumaktadır. Elde edilen bulgular günümüz için aynen geçerlidir. Kişilerin kışkırtılması, tarihi metaforlarla kökenlerinden kopartılması ve hayali umutlara değerlere bağlanması bugün hala başarılıyor. Suriye, Libya ve Irak’ta niye bu kadar büyük yıkımlar ve katliamlar oldu? Merak edenleri okumaya bekliyorum

İslam Dünyasında İdeolojiler Etnik Aidiyetler ve Terör 

]]>
Uydurulan Tarihlerin Sosyolojisi https://haciduran.com/uydurulan-tarihlerin-sosyolojisi/ Wed, 17 Sep 2025 12:58:42 +0000 https://haciduran.com/?p=1834 Read More »]]> Tarih, Batı dillerinde Storia, kelimesinin değişik telafuzları ile adlandırılmıştır.  Türkçede kullanılan Tarih kavramı ise Arapça kökeni bakımdan olayların zaman sırasına göre kayd edilmesi, sıralanması manasına gelir. Storia ise, geçmişte gerçekleştiği veya gerçekleştiğine inanılan olayların olgulaştırılarak hikayeleştirilmesi, abartılması ve yeniden gösterime konması demektir. Günümüzde, hem İslam dünyasında hem de batıda kendisine tarih denilen malumatın tümü, historiya’ya göre öyküleştirilmiş, canlandırılmış, imajlara dönüştürülmüş metinlerdir. Bu durum gerçekçilik ile idealizmi veya pozitivizmi yeniden karşı karşıya getirmektedir. Herkes bilime inandığını, belgelere dayanarak konuştuğunu, tarihi verileri kullandığını varsaymaktadır. Gerçekte ise idealize edilmiş, süslenmiş, renklendirilmiş veya bir sanat eserine dönüştürülmüş metinlerden atıf yapıyorlar. Böylece gerçekçilikten sapmanın boyutları bile saptanamaz duruma gelmektedir. Klasik modern tarih kurguları, İslam toplumlarında kimi zaman dini metinlerin anlamlarının çarpıtılması, kimi zaman ise mitolojik öğelerin yeniden canlandırılması ile etkili oldular. Ve günümüzde konu o kadar çığırından çıktı ki, uydurulan yeni her ideoloji, fikir ve düşünce için gerçek olduğu var sayılan bir tarih uydurulabiliyor. Öyle bir yerdeyiz ki, kökleri belirsiz bir mazinin uzantısı olma her şekilde kanıtlanabiliyor, gelecek sanki avuçlarımızın içindeymiş gibi konuşulabiliyor. Bu makale yanılsama sürecinin nasıl işlediğini anlatıyor. Tarih diye yazılan, anlatılan ve filmleştirilen olayların gerçeklikle çoğu kere alakasız olduğunu tartışmaya açıyoruz

PDF içeriğine geç

]]>
Sosyal Bilgilerde Sosyolojinin Yeri ve Önemi https://haciduran.com/sosyal-bilgilerde-ssosyolojinin-yeri-ve-onemi/ Wed, 17 Sep 2025 12:01:45 +0000 https://haciduran.com/?p=1830 Read More »]]> Sosyal Bilgiler, ilköğretim düzeyinde yapılan eğitimde verilen bir derstir. Bu ders, ilk zamanlarda Vatandaşlık Bilgisi, Hayat Bilgisi kısmen de tarih gibi derslerin kapsamında verilirdi. Günümüzde temel bir öğrenme ve eğitim alanı olarak görülmektedir. Sosyal bilginin en basit örnekleri aslında kişilerin toplumda bulundukları konum, statü ve oynadıkları rollerin tanımıdır. Anne, baba, kardeş, dede, karı, koca, amca, dayı ve nine gibi kavramların her birisi bir role ve statüye karşılık gelmektedir. Bunlar gibi, akraba topluluklar, hemşehri bağı ile birbirlerine bağlı olanlar, aynı soydan geldiklerine inananlar, aynı milletin mensupları da sosyal bilgilerin en saf örnek kavramlarındandır. Bu makale, sosyolojik bilginin, düşüncenin, kavramsallaştırmanın ve muhayyilenin sosyal bilgiler ders kitaplarında yerini açıklamaktadır. Önemini anlatmaktadır.

PDF içeriğine geç

]]>
Osmanlı Arşivlerinin Türk Sosyolojisi İçin Önemi https://haciduran.com/osmanli-arsivlerinin-turk-sosyolojisi-icin-onemi/ Wed, 17 Sep 2025 10:56:39 +0000 https://haciduran.com/?p=1827 Read More »]]> Arşiv belgeleri, arkeolojik malzeme, masallar, halk söylenceleri vb. belgeler sosyolojik bir tahlil, karşılaştırma, tanımlama ve öngörü yapmak için her zaman önemli olmuştur. Toplumsal düzenin, insan ürünü olan uygarlığın ve kültürün belli ilkelere, yasalara ve kurallara göre işlediği, yapılandığı, oluştuğu, değiştiği veya yenilendiği çıplak bir gözlem ve sağduyu ile fark edilebilir. İlk filozoflar, sosyal felsefeciler, İbn Haldun, G. Vico, Montesquieu, S. Simon ve A. Comte gibi sosyoloji biliminin kurucu düşünürleri, her hangi bir alan, laboratuvar ve sosyal deney yapmadan mevcut tarihi malzemeye bakarak bu bilimi kurdular. Bu makale Osmanlı arşivindeki belgelerin, Akdeniz, İslam Dünyası, Karadeniz ve Balkanlardaki toplumların tarihi hafızası için Osmanlı arşivindeki malzemeden yararlanma konusunda bir rehber niteliğindedir.

PDF içeriğine geç

]]>
Sosyolojik Düşünceye Dair https://haciduran.com/sosyolojik-dusunceye-dair/ Tue, 16 Sep 2025 07:10:27 +0000 https://haciduran.com/?p=1820 Read More »]]> Sosyolojik düşünce, sadece sosyoloji, felsefe ve benzeri bilim dallarında verilen eğitimlerle edinilen bir yetenek değildir. Ancak günümüz formel, yasal ve kurumsallaşmış eğitim değerlerine ve zihniyetine göre düşünenler, sosyolojik düşünme yeteneğinin sadece resmi sosyoloji eğitimi ile edinilebileceğini varsaymaktadırlar. Bu makale insan doğasının sosyal olması ile, sosyolojik düşence ve muhayyile arasındaki ilişki üstünde durmaktadır. Sağduyunun sosyal kategorileri, sosyal ilişkileri, rolleri ve statüleri nasıl ayırt edebildiğini göstermeye çalışmaktadır. Doğal ve sağduyuya bağlı bir sosyolojik düşünce ile resmi, paradigmatik, , metodik, ideolojik veya bilimsel olduğu varsayılan sosyolojik düşünce arasındaki farkları ve ilişkileri ele almaktadır.

PDF içeriğine geç

]]>
Yapay Zeka Dillerinin Konuşma ve Yazama Dilleri Üzerindeki Etkisi Üzerine sosyolojik Bir Araştırma https://haciduran.com/yapay-zeka-dillerinin-konusma-ve-yazama-dilleri-uzerindeki-etkisi-uzerine-sosyolojik-bir-arastirma/ Sun, 14 Sep 2025 19:50:31 +0000 https://haciduran.com/?p=1810 Read More »]]> İnsanlar doğal olarak sözlü bir dil kullanarak anlaşır. Yazı ve yazı dili ise bilindiği gibi, insan hayatına çok sonra girmiştir. Hatta günümüzde insanlar sosyal ilişkilerinin büyük kısmını yine yazı dili olmadan, sözlü doğal dil ile yaparlar. Yazı dilinin örnekleri çok fazladır. En yaygın olanları ise; resim, hiyerografik, runik, fonetik vb. yazı türleridir. Yazının sözden daha güçlü, etkili, kutsal ve gerçekçi olduğu hep iddia edildi. Ancak unutulmamalıdır ki yirminci yüzyılın son çeyreğine kadar, yazı her zaman bir azınlık grubunun özel dili olmuştur. Din adamları, politikacılar ve bilim insanlarının sosyal mevkilerinin bir göstergesi olmuştur. Yazısız toplumlar, konuşarak birbirlerine seslerini, jestlerini ve mimiklerini göstererek anlaşıyorlar. Yazının icadı, birçok iletişim biçimini resmileştirdi, doğal dil alanı dışına çıkardı. Daha sonra kitaplar, gazeteler ve matbaa gibi yazı teknolojileri doğal iletişimi hızlı bir tarzda basmakalıp şekillerle tekrarlanıp sunulan kitaplara ve afişlere bağladı. Günümüzde ise, dijital iletişim malzemeleri, yazı kültürünü sarsıyor, kitaba bağımlılığı azaltıyor. Her şeyi sözlü kültüre irca ediyor. Bu makale sürecin nasıl işlediğini anlatıyor.

PDF içeriğine geç

]]>
Yetişkinlerde ve Okuma Yazma Bilmeyenlerde Zihinde Hesap Yapma Becerileri https://haciduran.com/yetiskinlerde-ve-okuma-yazma-bilmeyenlerde-zihinde-hesap-yapma-becerileri/ Sun, 14 Sep 2025 19:35:26 +0000 https://haciduran.com/?p=1806 Read More »]]> İnsanlar; binlerce yıl, okula gitmeden, okuma ve yazma bilmeden, saymayı, sayılarla işlem yapmayı ve bu işlemleri yaparak haklarını, çıkarlarını, ne kadar uzakta veya yakında olduklarını ya da ne kadar çok veya büyük bir olguyla karşı karşıya olduklarını, ölçümlere ve sayımlara bağlı olarak dengelemeyi başarılı bir tarzda gerçekleştirdiler. Günümüzde bile, resmi okul programlarına göre kalıplaşmış dört işlem ve geometrik hesaplama tekniklerine rağmen birçok kişi doğal bir hesaplama tekniği kullanmaktadır. Bu makale bu sürecin nasıl işlediğini örnek vererek anlatıyor

PDF içeriğine geç

]]>
Gündelik Hayatın Matematiği https://haciduran.com/gundelik-hayatin-matematigi/ Sun, 14 Sep 2025 19:28:50 +0000 https://haciduran.com/?p=1803 Read More »]]> Günümüzde, geometri ve matematik hesaplama işlemlerini, herkes okul programlarında öğreniyor. Okul olmadan bu bilgilerin öğrenilemeyeceği varsayılıyor. Bundan dolayı her türlü geometrik ve aritmetrik  bilgi için okul, okuma yazma ve resmi matematik derslerinin eğitim programları temel alınıyor. Ancak binlerce yıl insanlar okuma yazma ve resmi okul programı geometrisi ve matematiği bilgileri olmadan yaşadılar. Dil öğrenme gibi, geometri ve matematik öğrendiler ve öğrettiler. Ekli makale bu sürecin nasıl işlediğini anlatıyor

PDF içeriğine geç

]]>